Dersimli Sanatçı İntizar : ‘Kafam Kürtçe, dilim Türkçe’''Ege ve doğu kültürünün tam senteziyim. Mesela kafam Kürtçe üretir, ama dilim Türkçe konuşur. İç içe geçmiş iki kültürü yaşıyorum.''Yedi yaşına kadar Türkçe bilmediğini ve daha sonra Kürtçe şarkı söylediği için sahnede yuhalandığını söyleyen Dersimli sanatçı İntizar, ''Kürtçe şarkı söylemek bölücülük değildir. İnsanlara Kürtçe şarkı
söyledikleri için ‘terörist’ damgası vurmasınlar'' dedi.
Bir sonraki albümünde Kürtçe eserlere de yer vereceğini söyleyen İntizar ile müzik çalışmaları hakkında görüştük. Yıllardır Kürtçe söyleyememenin içinde yarattığı burukluk ile söyleşi aralarında Kürtçe eserlerden kısa kısa seslendiren İntizar’ın içindeki Kürtçe özlemi ve bu durumdan ötürü üzüntüsü kendini hissettiriyordu.
Türkiye’de oldukça başarılı müzik çalışmaları yapmaktasınız. Sizce Türkiye’de bir kadın sanatçı olarak müzik yapmanın zorlukları nelerdir?Ben kişisel olarak birçok zorluk yaşıyorum. Çünkü tam anlamıyla hayatını çok doğal ve kendine hak yaşayan bir insanım. Sanırım Türkiye’deki müzik yapma formatana uymuyor bu. Belki çok kısa sürede başka yerlerde olabilirdim, fakat bu da benim formatıma uymadığı için daha ağır, daha emin ilerlemeye çalışıyorum. Bizler birdik bin olduk, bindik milyonlara ulaştık. Bence doğru ve kalıcı olanı buydu. Zor olanı başardığımızı düşünüyorum. En azından beni sevenlerin bunu söylediğini biliyorum. ‘Biz senin tenine değil, sesine ve ruhuna hayranız ve seviyoruz’ diyorlar. Bu da çok önemli bir şey benim için.
Son yıllarda dizi müzikleri yapmaya yöneldiniz ve bu alanda büyük ilgi gördünüz. İleride de albüm çalışmalarının yanı sıra sadece film müziklerine yönelmeyi düşünüyor musunuz?Çok istiyorum. Sinema müzikleri yapmak istiyorum. Yani bir sinema filminin bütün müzik projesini almak istiyorum. Ukalalık olmasın ama başarılı olacağıma da inanıyorum.
‘Çıkmaz Sokak’ adlı eserinizde Kürtçe uzun hava okudunuz ilk kez. İleri ki çalışmalarınızda Kürtçe eserlere de yer vermeyi düşünüyor musunuz?Bir sonraki albümde olacak. Caz orkestrasıyla okumak istediğim parçalar var. Umarım hakkını verebilirim. Hakkını verebilmek çok önemli. Türkçeyi sonradan öğrenip Kürtçeyi biraz unutanlardanım maalesef.
7 yaşına kadar Türkçeyi bilmediğinizi söylediniz. Kürtçeyi günlük hayatınızda ne kadar kullanıyorsunuz?Ben Muğla Yatağan doğumluyum. Anne Elazığ, baba Tunceli-Dersim. Ege ve doğu kültürünün tam senteziyim. Mesela kafam Kürtçe üretir, ama dilim Türkçe konuşur. İç içe geçmiş iki kültürü yaşıyorum. İlk okula giderken yanıma ablam gelirdi sufle yapardı bana Kürtçe. Ve ben öyle Türkçeyi öğrendim. Günlük hayatımda Kürtçeyi, Kürtçe bilen birileri ile karşılaştığımda ya da annem babamla yanyana geldiğimizde konuşuyorum.
Peki kendinizi daha çok hangi kimliğinizle ifade ediyorsunuz?Benim böyle keskin ayrımlar yapmak dünya görüşüme çok terstir. Farz edelim ki ben Arabım. Ama ben Arabım diye yadırganamam. Ama şuna şahit oldum.
Ben bir konserde Kürtçe okuduğum için yuhalandım. ''Rindamin, Gevramin'' parçasını okumuştum. Ama bana her sorulduğunda, ya da konu
açıldığında Kürt kökenli olduğumu söylerim. Bu konuda kaygım, endişem, tereddütüm yoktur. Çünkü beni seven insanların beni şarkılarımla, benim sesimle benim duygularımla beni sevdiklerini çok iyi bilirim. Bu konuda beni dinleyicilerimin herhangi bir ayrıma süreklemediklerini bilirim.
Ama içimdeki fırtınaları bir ben bilirim, o da bende kalsın. Ama şunu da belirtmek isterim. Türkçeyi sonradan öğrenen ve Kürt kökenli bir insan olarak, halkların kardeşliğinden barıştan yana olduğumu belirtmek isterim. Artık bir savaş ortamı olmasın, birçok insanın canı yanar.
Avrupa’daki ve Türkiye’deki bazı Kürt sanatçılar, barış ortamını geliştirmek amaçlı bir proje başlattı...
Benim böyle şeylerden çok haberim yok. Mesela ben Dersimli olmama rağmen bir Munzur Festivali’ne hiç katılmadım. Davet edilmedim. Yaptığım müzik tarzı ile alakalı olabilir, ama pop yapan sanatçılar da gitti oraya. Ben sürekli Dersimli olduğumu söylerim. Ama Dersimlilerin dışında kim varsa oraya davet edilmiştir. Ben her yaz ordayım. Giderim balık tutarım orada. Annem babam orada. Gider gelirler...
Bu bir sitem...Sitemim değil, şikayetim olsun... Sitem az kalır içimdeki duyguların yanında... Kürt kökenli, ama pop/arabesk yapıyor. Yani ne onlar beni Türk kabul etti, ne de bu taraf Kürt kabul etti. Böyle bir arada kalmışım ben aslında... Yalan mı? Yani Kürtçe okumak eşittir bölücülük müdür? Hoş birşey mi bu yaklaşım? Barış desen ayrım diyorlar, ayrım desen barış diyorlar, enteresan bir durumdayız.
Bir sanatçı olarak Türkiye’deki „Demokratik açılım“ sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?Bizler iç içe geçmiş ırklarız. Bunu kabul edersek barışı sağlayabiliriz. Bunu kabul ederlerse barış sağlanabilir. Particilik geçti, sistem... Proje üretmek gerekir. Türkiye’deki sanatçıların yarısı Kürt kökenlidir. Acıların yaşandığı bir ülkedeyiz. Türkiye’de toplumsal barışı yaratabilmek için bence Kürt diye Türk diye ayrım yapılmaması gerekiyor. Kimse kimseye zulum yapmamalı. Zulum ne kulun ne Allahın kabul ettiği birşeydir. Ben zalime ve zulume karşıyım.
İlerki süreçte Kürtçe sarkılarda söylemek istiyorum da ama sanki böyle bir lüksüm yok gibi. Ben dünyanın birçok yerinde konser verdim. Farklı dillerde de şarkılar söyledim. Ben etnik bölücülüğe ve ayrımcılığa karşıyım...
İnsanlar Kürtçe söyleyebilsin, ama ‘terörist’ damgası yemesinler. Bu damgayı yememeliler. Kürtçe şarkı söylemek, Kürtçe konuşmak bölücük değildir, ayrımcılık değildir. Eğer bu proje bu demokratik açılım sonunda, dillerde ve dinlerde, ırklarda ayrım yapılırsa, çok kötü bir noktaya gider bu ülke. Eğer herhangi bir dilde konuştunuz diye yatırım yapamıyor ya da ekonomik sorunlar yaşıyor ya da yaşayacaksanız bu ülkede, bunun sonu iyi olmaz...
DERYA KILIÇ
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
20.04.2010 Saat: 12:19